11 Mart 2026
Halil İbrahim Kutlay, M. Emin Saraç Hocaefendi’yi anlatıyor

Halil İbrahim Kutlay, M. Emin Saraç Hocaefendi’yi anlatıyor

“`html

Sayın Hocam, Emin Saraç Hocaefendi ile tanışma hikâyenizi paylaşabilir misiniz?

Emin Saraç Hocaefendi ile tanışmam, 1973 yılına dayanıyor. Beşiktaş Müftüsü merhum Fuad Çamdibi Hocaefendi’nin evinde yapılan bir ziyarette gerçekleşti. Hocaefendi, Fuad Hocaefendi’nin hac dönüşünü kutlamak üzere oradaydı. O dönem, sınıf arkadaşım Şerafeddin Kalay ile birlikte ben de bu ziyarete katıldım. Hocaefendi ile tanışmamız, zemzem suyu içerken oldu. O gün, beni Fatih Camii’ndeki derslerine davet etti, ancak bu davete bir yıl sonra katılabildim.

Emin Saraç Hocaefendi’nden hangi dersleri aldınız?

1974 yılı Ekim ayında Yüksek İslâm Enstitüsü’nün ikinci sınıfında eğitim alırken, İlim Yayma Vakfı Vefa Yurdu’ndaki ilk günlerimde, akşamları Fatih Camii’ndeki M. Emin Saraç Hocaefendi’nin verdiği hadis, fıkıh ve tefsir derslerine katıldım. O günden bu yana hocamızın talebesi olmaktan büyük gurur duydum. Hadis-i şeriflere ve hadis ilmine olan sevgimi M. Emin Saraç Hocaefendi aşılamıştır. Sünnet-i seniyyeyi yaşamak ve sevdirmek, onun temel prensiplerinden biridir. Sünen-i Ebu Davud kitabını, İstanbul’daki arkadaş grubuyla birlikte onun derslerinde okuduk. Ayrıca Bulugu’l-Meram, el-İhtiyar gibi eserlerin yanı sıra, Mekke’de zamanında ders aldığımız kıymetli üstadımız Muhammed Ali Es-Sabunî’nin Tefsiru Âyati’l-Ahkâm kitabını da okuduk.

Emin Saraç Hocaefendi’yi nasıl tanımlarsınız?

M. Emin Saraç Hocaefendi’nin en belirgin özelliklerinden biri, ders sırasında anlattığı değerli hatıralardır. Hocasından; Abdülvehhab Buhayrî, Ahmed Fehmî Ebu Sünne, Ebul-Hasen En-Nedvî; Suriyeli alimler olan Abdülfettah Ebu Gudde, Abdullah Siraceddin, Nureddin Itır, Muhammed Avvame gibi kişiliklerden; Türkiye’nin özde alimlerinden Şeyhulİslâm Mustafa Sabri Efendi, Muhammed Zahid el-Kevseri, Ahıskalı Ali Haydar Efendi başta olmak üzere, çok sayıda önemli şahsiyetten edindiği ders ve ibret dolu hatıralar, talebelerinin aklında asla silinmeyecek izler bırakmıştır.

Emin Saraç Hocaefendi’nin toplumsal ilişkileri nasıldı?

Hocaefendi, İslâmî onur ve şahsiyet konularına büyük önem veren birisiydi. Daima şan ve şöhretten uzak durmuş, sahadan ve riyadan kaçınmıştır. Elli yılı aşkın süredir hiçbir televizyon programına katılmayan Hocaefendi, röportaj taleplerini de çoğunlukla geri çevirmiştir. Tüm İslâmî cemaatlerle ve vakıflarla bağlantılarını sürdürmüş, zaman zaman bu kuruluşları ziyaret ederek onların faaliyetlerine destek vermiştir. İlim Yayma Cemiyeti İstişare Heyeti’nde yer almış ve İslâmî İlimler Araştırma Vakfı’nın kurucularındandır. Bu süreçte “M. Emin Saraç Cemaati” gibi bir oluşumu kesinlikle kurmamış ve isminin hiçbir kuruluşa verilmesine rıza göstermemiştir. Alçakgönüllü bir yaşam geçiren Hocaefendi, isminin verilmesi için son iki yıl içinde bir okula onur vermiştir. Ezher Üniversitesi mezunu olması ile her zaman gurur duymuş ve Osmanlı medeniyetini referans alarak eğitim vermiştir. Ders halkalarında fıkıh, hadis ve tefsir dersleri vermenin yanı sıra; Şifa-i Şerif, Şemail, Kaside-i Bürde, Risale-i Kuşeyriyye gibi eserleri de öğretmiştir. Hocaefendi’nin geçen 55 yıl boyunca ders saatleri hiç değişmemiştir; son yıllarda sağlık sorunları nedeniyle yaz aylarında ara vermiştir. Ancak, yıl boyunca derslerine hiç ara vermemiştir.

Emin Saraç Hocaefendi’nin son zamanlarda sürdürdüğü dersler hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hocaefendi’nin dersleri, Pazartesi ve Perşembe günleri saat 10.00 ile 12.00 arasında Fatih Camii’nde imamlarla; Salı ve Cuma günleri akşamları 20.00 ile 22.00 arasında ilahiyat fakültesi öğrencileri ile; Cuma sabah namazından sonra Fatih Camii’nde özellikle uzmanların katıldığı Sahih-i Buhari dersi; Cuma ikindi namazı sonrası halka açık Mişkatül-Mesabih dersi; Cumartesi sabah 10.00 ile 12.00 arasında Vefa’daki Ekmekçizade Medresesi Mescidi’nde ve Pazar sabahları Fatih Camii’nde halka açık Şifa-i Şerif ve Şemail dersleri yıllardır aynı programla yapılmaktadır.

Hocaefendi, derslerinde talebelerine hangi temel mesajları vermek istemiştir?

M. Emin Saraç Hocaefendi, derslerinde her zaman İslâmî bilinç, hizmet tutkusu ve samimiyet kazandırmaya çalışmış; erdemli ve ahlaklı ilim insanları yetiştirmeyi hedeflemiştir. İslâm kardeşliğine büyük önem vermiş, İslâm coğrafyasının meselelerine duyarlı olmuş, bu bağlamda da İslâm dünyasında ilişkileri güçlendirecek önemli katkılarda bulunmuştur.

Emin Saraç Hocaefendi’nin yetiştirdiği talebelerinin sayısını tahmin edebilir misiniz?

Hocaefendi, iki binden fazla talebe değil, onların hepsini “hoca” olarak yetiştirmiştir. Bu hocaların tamamı, İslâmî ilimler veya diğer İslâmî hizmetler alanında faaliyet göstermekte; siyasete veya ticarete yönelen talebelerinde de aynı şekilde hizmet aşkı ön plandadır. Son yıllarda, çok sevdiği talebelerinin “icazet” taleplerini geri çevirmemiş ve birçok talebesine icazet vermiştir. Yurtdışından icazet almak için gelen pek çok misafir de olmuştur.

Hocaefendi’nin ekonomik durumu nasıldı? Maaşı var mıydı?

M. Emin Saraç Hocaefendi, 1958-1960 yılları arasında İstanbul İmam Hatip Lisesi’nde ve 1976-1979 yılları arasında Diyanet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Merkezi’nde ders verdiği birkaç yıl hariç, hayatı boyunca hiçbir yerden maaş almamıştır. Yıllarca, Kurban Bayramları’nda dahi kurban kesememiş; ancak hiçbir yerden yardım ya da destek talep etmemiştir. Fizilali’l-Kur’an tercümesinden gelen gelir ile hayatını sürdürmüş, kanaatkâr ve sade bir yaşam tarzı benimsemiştir.

Hocaefendi’nin İslâmî anlayışı hakkında genel bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Hocaefendi; aşırılıklara karşıydı, tutuculuk ve fanatizmi reddetti. Daima ölçülü ve ılımlı bir yaklaşım sergiledi. Kendine özgü radikal ya da marjinal bir görüşü yoktu; Hanefi mezhebinin mensubu olmasından daima onur duydu ve Osmanlıların edep ve vakarını örnek aldı.

Emin Saraç Hocaefendi’nin “Fatih Sultan Mehmet” ile olan bağı nedir?

M. Emin Saraç Hocaefendi, ülkemizin gururu olan sahabi Halid bin Zeyd Ebu Eyyub el-Ensarî’den sonra, Fatih Sultan Mehmet’i bir hayranlıkla anmış, onun vakfiyesine uyma konusunda sürekli hassasiyet göstermiştir. “Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi” kurulmasını önemsemiş ve Fatih Medreseleri’nin düzeltilmesi için duyduğu üzüntüleri her zaman dile getirmiştir; bu külliyenin restorasyonundaki gelişmeleri de takip etmiştir.

Hocaefendi’nin Diyanet’e yönelik eleştirileri nelerdi?

M. Emin Saraç Hocaefendi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nı hem en çok sevdikleri arasına hem de eleştirdikleri kuruluşlardan biri olarak tanımlamıştır. “Bizim için en önemli iki müessese ordumuz ve diyanetimizdir.” ifadelerini sık sık dile getirmiştir. Diyanet’in 2010 yılını Kuran Yılı ilan etmesi gibi birçok olumlu uygulamalarını takdirle karşılamış; ancak merkezi sistem üzerinden ezan okunması ve vaaz verilmesi gibi bazı uygulamaları da eleştirmiştir.

Vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederiz.

“`